Hoşgeldiniz  

Geldi Yine Bir Bayram

Seray Sayar Levent | 22 Mayıs 2026 | Alt Manşet, Genel, Gündem, Manşet, Son Dakika, Sürmanşet, Tüm Manşetler, Yerel Haberler A- A+

Yine bir bayram daha geliyor. Bayram denince hep içimi bir hüzün kaplar. Kaybettiklerim, kırgınlıklarım, katlandıklarım ve parçalanmışlıklarım, gelir aklıma. Bir bayram daha görmek bizim gibi fanilere bir lütuf. Hele sağlıklı ve çok yanındakilerde aynı şekilde ayakta dimdikse, şükredecek çok şey var aslında…

Yine de özellikle çocukluk bittikten sonra bayramlar yalnızlığın simgesi oldu benim için. Hep benim için diyorum da şöyle baktığınızda etrafınıza, öyle çok kalabalığın içinde yalnızlaşan insan var ki… Benim hissettiğim hafif kalır.

Şu anda hiçbir bilimsel gerçekliliği olmayan şeyler yazıyorum size, bu sefer böyle… İnsanları ve kendinizi tahlil ettiğiniz zaman üç çeşit hayat sürdüğünüzü görürsünüz. Biri, sizin asıl yönünüz olan kendinizi rahat ifade edebildiğiniz ve koruma alanınız ev, sosyal ortamdaki istenilen siz ve çalışma alanınızda var olan siz…

İşte yalnızlığınızı hissettiğiniz, belki de benim gibi bu yalnızlığı tercih edip mutlu olduğunuz eviniz. Yargı yok, niye gülmüyorsun diyen yok, bir sorun mu var diye deşeleyen yok… Ancak ne var biliyor musunuz? Kendinize dönüp aklınızdaki soruları cevaplayacak, yine kendiniz var… Kendinizle yüzleşme beceriniz varsa, o soruların cevabını da bir şekilde bulabiliyorsunuz.

Zor, zahmetli süreç…

Ben artık neden demeyi çoktan bıraktım, zira ilahi kudretin vardır bir bildiği, nedenleri aramak yerine yaşananları kabul etmeyi çoktan öğrendim. Ne bileyim galiba olgunlaşma böyle bir şey… Pişecek ömrüm olacak mı onu bilmiyorum…

Bayramlardan şimdi nasıl buraya geldim, değil mi? İşte bu iç muhasebenin ardında, birliği, bütünlüğü, birleşmeyi, hoş görüyü temsil eden bayram günlerinde şunu fark ettim ki yalan olan hiçbir bağın istesen de güçlenmediği… O zaman düşünüyorsun; aile mi, peki senin hayatında kan bağı dışında ne gibi artıları oldu… İlk çıkar çatışmasında, konuşmayı seçmek yerine bir de çelme onlar takmadı mı, derler ya düşmanın olacağına akraban olsun, o sana yeter…  Eş mi, eğer siz uyumlu olmazsanız etrafınızda eş de kalmaz dostta, çorçocuk mu? İyi evlat yetiştirdiyseniz hal hatır sorup giderler, yoksa onu da görmeniz çok zor. Kaybettiklerimize ağıt mı, ağıt yaksak ne olacak? Eğer şansımız var da bir mezar taşları olmuşsa, iki dua okuyup üzerlerine düşen kuru yaprakları toplamaktan başka elimizden ne geliyor ki…

İşte bayramlarda aslında hepimizin içinden az çok geçen duyguları bir tarafa atıp, sanki mecburmuşuz gibi maskemizi takıp, yanında asla olmayı tercih etmeyeceğiniz insanlarla görüşmek zorunda kalıyoruz… Peki, bu anlamsız kalabalık hangimizi mutlu ediyor?

Bütün bu kafa karışıklılığının, mecburiyetlerin sonunda, etrafınıza tekrar şöyle bir bakın… Bedenlerin, toplum normlarının arasında sıkışıp kalmış ruhların çığlıklarını net hissedersiniz. Kimi anlamsız şekilde coşkuyla, kimi kendimi bulmaya çalışıyorum diyerek meditasyondan meditasyona koşarken, kimi inançlarını sorgulayıp ya aşırı uçta ya da yeni arayışlarda kaybolurken, mutlaka karşınıza çıkar.

Bayramlar gerçek insanlarla, maskesiz yüzlerle, beden ve ruhun ahengiyle güzeldir bence… Umarım bu bayramda bedeninize sığmayan ruhunuzun çığlığını duymak yerine, ruhunuzu mutlu edip bedeninizin içine sığdırabileceğiniz kendinizle bir bayram geçirirsiniz…

Unutmayın, giden gidiyor, yaşananlar bir şekilde yaşanıyor ve sizin payınıza düşmesi gereken kabul etmek,,, Kabul ettiğiniz sürece o ruhlarınızın çığlıklarını artık duymayacaksınızdır ve tek bir şansımız var onu da kaliteli yaşamak bizim elimizde…

Herkese tekrar iyi bayramlar.

Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın, akıl ve beden sağlığınızı korumaya çalışın!

52 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Gerçek Adana Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.