Hoşgeldiniz  

Ayıranlar Utansın…

Seray Sayar Levent | 05 Haziran 2026 | Alt Manşet, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Manşet, Siyaset, Son Dakika, Sürmanşet, Tüm Manşetler, Yerel Haberler


Seray Sayar Levent
seray.levent@gmail.com

Komik bir başlık oldu… Ancak konu çok ciddi… Hangimiz, aile içinde dönem dönem ayrık otu olduğumuzu hissetmedik? Hangimiz, ne yaparsak yapalım; tercihlerimizin, kişiliğimizin, yaptıklarımızın, kısacası varlığımızın anne ya da baba tarafından sürekli hor görüldüğüne tanıklık yapmadık? Biz ne kadar taktir görmek için çırpınsak da aile içinde seçilmiş çocuğun gördüğü taktiri hiçbir zaman göremedik. Bilirsiniz insan evladı özellikle dış motivasyon ile güçlenir, farkındalığı artar. Yani bizlerin de benzini, takdir görmek, beğenilmek, sevilmek… Peki, ana ya da baba evlatlarını farkında ya da farkında olmayarak neden ayırır? Ki hangisine direk sorsanız “nasıl, olur mu öyle şey?” der çıkarlar. Lakin öyle ya da böyle ailenin içinde bir seçilmiş vardır. Bir ebeveynin çocuklarını farkında olmadan ayırmasının tek bir nedeni olmaz. Genelde kendi geçmişi, kişilik yapısı, korkuları ve aile içindeki roller birbirine karışır. Çoğu zaman ebeveyn bunu “adaletsizlik” olarak değil, “haklı bir yaklaşım” gibi görür. Bu yüzden de yaptığı ayrımı fark etmeyebilir. Sık görülen bazı nedenler şunlardır:Kendine benzeyen çocuğa yakınlık: Ebeveyn bazen karakter olarak kendine benzeyen çocuğu daha “anlaşılır” bulur. Sessizse sessiz çocuğa, hırslıysa hırslı olana yakın hisseder. Diğer çocuk ise ona yabancı gelebilir.Kendi eksiklerini bir çocuğa yükleme: Bazen ebeveyn kendi başarısızlık, korku ya da öfkesini bir çocuğa yansıtır. O çocuk ne yaparsa yapsın göze batan taraf hep onda görülür. Buna psikolojide “yansıtma” denir.Bir çocuğu “güçlü”, diğerini “sorunlu” etiketlemek: Ailelerde roller oluşur: “Uslu çocuk”, “başarılı çocuk”, “sorun çıkaran”, “fedakâr olan” gibi.Bir kere bu rol yerleşince ebeveyn artık olaylara objektif bakmaz. Aynı davranışı biri yapınca normal, diğeri yapınca problem sayabilir.Kontrol ihtiyacı: Daha bağımsız, itiraz eden ya da farklı düşünen çocuk bazı ebeveynlerde huzursuzluk yaratır. O çocuğa daha sert davranılır çünkü ebeveyn bilinçsizce kontrol kaybı hisseder.Geçmiş aile düzeninin tekrarı: Kendi çocukluğunda ayrımcılık görmüş kişiler bazen aynı sistemi istemeden tekrar eder. Çünkü “normal aile düzeni” olarak onu öğrenmişlerdir.Suçluluk ve yatırım dengesi: Daha kırılgan, hasta, başarısız ya da bağımlı gördüğü çocuğa fazla yönelip diğerini ihmal eden ebeveynler olur. “O güçlüdür, idare eder” diye düşünürler. Güçlü görülen çocuk ise sürekli eleştirilen tarafa dönüşebilir.Beklenti meselesi: Bir çocuktan beklenti yükseldikçe kusur arama da artabilir. Ebeveyn bazen en çok potansiyel gördüğü çocuğa en ağır eleştiriyi yapar. Ama çocuk bunu “beni hiç beğenmiyor” olarak yaşar.Sürekli kusur aramanın altında ise çoğu zaman: kontrol etme ihtiyacı, mükemmeliyetçilik, bastırılmış öfke, kıyas alışkanlığı, sevgiyi eleştiri üzerinden gösterme modeli vardır. Buradaki önemli nokta şu: Bir ebeveynin bunu bilinçsiz yapması, çocuğun yaşadığı etkiyi küçültmez.“Farkında değildi” olması, diğer çocukta değersizlik, yetersizlik, kardeşler arasında kırgınlık ve uzun süreli özgüven sorunları bırakmayacağı anlamına gelmez.Özellikle aynı ailede bir çocuk sürekli savunulup diğeri sürekli açıklama yapmak zorunda kalıyorsa, zamanla o çocuk kendini “ne yaparsam yapayım yetmiyorum” duygusunun içinde bulabilir. Ata olmak gerçekten eşitlik, adalet, sevgi ve ortayı bulma becerisine sahip olmak demektir. Eğer bu özelliği barındırmadan ana-baba olmuşsanız, çocuklarınızın arasında hiçbir zaman uyum olmadığı gibi çatışmalar hiçbir zaman da bitmez, en vahimi de kendi doğurduğunuz evladınız bir süre sonra sizi çok sevdiği için değil, ana ya da baba olduğunuz için sizin yanınızda yer alır, o da nereye kadar…Farkına varmadan evlat ayıran ebeveynler de gözlemlediğim bir gerçekte kişiler bile isteye ve eşini gerçekten severek bir çocuk dünyaya getirdiyse, o çocuğa ulvi bir rol biçip her yaptığını (olumlu ya da olumsuz) takdir etme meyillindedir. Son söz: Bir şekilde onların onayını alamayıp dünyaya getirdiğimiz evlatlarımızın, karakterlerini, öz benliğini, bizler seçemeyiz. Ancak onların iyi ya da kötü olmalarını sağlayabilecek olanlar bizleriz. Evlatlarımıza, kendi dünyamıza göre değer biçmek yerine, onların her birinin ayrı karakter olduğunu ve her birinin birer pırlanta olabileceğini unutmadan, kendi değerlerini yükseltmelerini sağlayabiliriz. İnanıyorum ki her ne kadar örnekler çok olsa da hiçbir anne- baba çocuklarını bile isteye ayırmaz. Sadece ya kendince zayıf halka olduğunu düşünür ya da gelecekte kendine bakabileceğini düşündüğü çocuk…   Ancak ne olursa olsun, sürekli beğenilmediğini hisseden çocuğun duyguları değişmez ve bunu böyle görmez çünkü görmek zorunda değildir.Sevgili ebeveynler, şimdi bir tartın biçin kendinizi, evlatlarınıza hangi gözle bakıyorsunuz? Bu sorunun cevabı elbet sizde… Benim verebileceğim tek cevap, hepsinin acısı aynı… Allah kimseye yaşatmasın. Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın, akıl ve beden sağlığınızı korumaya çalışın! 

18 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Gerçek Adana Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.