Yine bir öğretmen, yine bir öğrencinin şiddeti…
Her olaydan sonra aynı cümleler dolaşıma giriyor: “Canavar”, “psikopat”, “nesil bozuldu.”
Oysa mesele tek bir çocuğun öfkesi değil; o çocuğu üreten iklim.Bir çocuğun öğretmenine yönelen ölümcül şiddeti, bireysel patolojiden ibaret değildir. Psikolojik, ailesel ve sosyolojik katmanları olan bir tablodur. Eğer yalnızca “yanlış yetiştirilmiş” deyip geçersek, sorumluluğu bireye indirger, sistemi görünmez kılarız.1. Psikolojik Boyut: Öfkenin DiliErgenlik dönemi, dürtü kontrolünün henüz tam olgunlaşmadığı bir evredir. Beynin karar verme ve sonuç öngörme bölgesi (prefrontal korteks) gelişimini 20’li yaşların ortasına kadar sürdürür.
Bu şu demektir: Yoğun duygular yaşayan bir genç, özellikle aşağılanma, değersizlik ya da tehdit algısı hissettiğinde, sonuçlarını düşünmeden ani ve yıkıcı eylemlere yönelebilir.Ancak burada kritik soru şudur: Bu öfke nerede öğrenildi?Şiddet, çoğu zaman bir iletişim biçimidir. Duygularını ifade etmeyi öğrenememiş, sınır koymayı deneyimlememiş, “hayır”ı duymaya tahammülü gelişmemiş çocuk, engellenmeyi varoluşsal bir saldırı gibi algılayabilir.Travma, ihmal, sürekli eleştirilme ya da aşırı baskı altında büyüme de risk faktörleridir. Travmatik çocukluk yaşantıları, ileride dürtüsel ve agresif davranış olasılığını artırır. Ama bu tek başına kader değildir; uygun destekle yön değiştirilebilir.2. Yetişme Biçimi: Sınırın KaybıYanlış yetiştirme çoğu zaman iki uçta görülür:
- Aşırı otoriterlik: Sürekli baskı, korku, cezayla disiplin.
- Sınırsız serbestlik: Çocuğun merkez olduğu, “hayır”ın olmadığı ev düzeni.
Her iki uçta da çocuk, sağlıklı sınır deneyimi yaşayamaz.Ev içinde şiddetin normalleştiği, hakaretin sıradan olduğu bir ortamda büyüyen çocuk, çatışmayı konuşarak çözmeyi öğrenmez.
Diğer yandan, hiçbir sınırla karşılaşmadan büyüyen çocuk da otorite figürüyle ilk ciddi çatışmasını okulda yaşar. Öğretmen bu noktada “engelleyici figür”e dönüşebilir.Burada öğretmeni hedef alan şiddetin, aslında otoriteyle kurulamamış sağlıklı ilişkinin patlaması olduğunu görmek gerekir.3. Sosyolojik İklim: Şiddetin MeşrulaşmasıToplumda şiddetin dili yükseldikçe, bireysel eşik düşer.
Ekranlarda bağıranlar, sosyal medyada linç kültürü, politik dilde sertleşme… Bunlar genç zihinler için model oluşturur.Ayrıca:
- Ekonomik stres
- Gelecek kaygısı
- Toplumsal güvensizlik
- Okullarda rehberlik ve psikolojik destek yetersizliği
Bu unsurlar, kırılgan gençler için risk zemini oluşturur.Okul yalnızca akademik bir kurum değildir; sosyalizasyon alanıdır. Eğer okulda psikolojik danışman sayısı yetersizse, öğretmen yalnız bırakılmışsa, erken uyarı sinyalleri çoğu zaman gözden kaçar.4. “Canavar Çocuk” Söyleminin TehlikesiBir çocuğu yalnızca “suçlu” etiketiyle tanımlamak, sorunu çözmez.
Elbette suç bireysel sorumluluk doğurur; kimse eyleminden muaf değildir. Ancak failin ortaya çıkış koşullarını görmezsek, yeni failler üretmeye devam ederiz.Şiddet çoğu zaman:
- Öğrenilmiş bir davranıştır.
- Çaresizliğin dışavurumudur.
- Sınır koyamamanın patlamasıdır.
- Görülmeme duygusunun çığlığıdır.
Sonuç: Koruyucu Toplum Mümkün mü?Öğretmeni korumak için sadece güvenlik önlemleri yetmez.
Asıl koruma, çocuğun erken yaşta duygusal düzenleme becerisi kazanmasıdır.Bu da şunları gerektirir:
- Aile eğitim programları
- Okullarda güçlü psikolojik danışmanlık sistemi
- Öğretmenin yalnız bırakılmaması
- Şiddetin dilini normalleştirmeyen kamusal söylem
- Erken müdahale mekanizmaları
Çocuk suç işlediğinde toplum “şok” yaşar. Oysa şiddet nadiren bir gecede oluşur. Uzun süre görülmeyen, duyulmayan, ertelenen işaretlerin sonucudur.Bir öğretmenin ölümü yalnızca bireysel trajedi değil, toplumsal aynadır.
O aynaya bakmadan, yalnızca camı temizlemeye çalışırsak, görüntü değişmez.Sorulması gereken soru şu: Bir çocuğun eline bıçak almadan önce kaç yetişkin onun elini tutabilirdi? Ve neden özellikle çocukluk çağında yaşanan ruhsal sorunlar kurumlarda önemsenmiyor?Çocuk merkezli eğitim sistemini yanlış algılayan bizler evlatlarımıza koşulsuz biat ettiğimiz ve onlara zorlukları göstermediğimiz kısacası; emek vermeden çocuk büyütmeye çalıştığımız sürece daha çok masum canlar katledilecek bu toplumda ve 18 yaşına kadar çocuğun yaptıklarının ebeveynler sorumlu olduğunu, bunun için yasaların işlemesi gerektiğini de lütfen gözden kaçırmayalım.Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın, akıl ve beden sağlığınızı korumaya çalışın!