Hoşgeldiniz  
ads

Öğrenilmiş Çaresizlik

Seray Sayar Levent | 16 Mayıs 2023 | Alt Manşet, Genel, Gündem, Manşet, Son Dakika, Sürmanşet, Tüm Manşetler, Yerel Haberler A- A+

Bir seçim yaşadık. Halk kendi iradesiyle yöneticilerini seçti ya da seçmeye yönlendirildi. Muhalifler bu sonuca oldukça şaşırdı ve hatta halkın “cellâdına âşık” olduğu gibi yorumlar yapılırken, deprem bölgelerinde yaşanan korkunç deneyim sonucunda dahi bütün olumsuzluklara rağmen oyların iktidar partisine gitmesine öfkelendi. Peki, beklenmeyen bu sonucun altındaki psikoloji sizce nedir? 

Biliyorum ki toplum bilimciler bu konuya kafa yormuşlardır. 

Neden? 

Neden, mutsuz, yaşam kalitesi düşük, sosyo-ekonomik dengesizliğin insan hayatını etkilemesine rağmen sonuçlar bu şekilde? 

Bütün bu yaşananları aslında geçmişten gelen davranışları ve toplumun bu davranışları gösterdiği süreçleri inceleyerek az çok açıklamak belki mümkündür. 

Türk toplumu aslında varoluşundan bu yana sürekli sınanan bir toplum özelliğine sahip. Toplumda sürekli yaşanan kaoslar, umut ettikleri yöneticilerin hayal kırıklıkları, bitmeyen terör, sonu gelmeyen yoksulluk ve her defasında kırılan umutlar… 

Üzerine, sık sık yaşadığımız afetler… 

Kim ne derse desin, bizim toplumumuz muhafazakâr bir yapıya sahiptir. Kendi değerlerine sıkı sıkı kayıtsız şartsız tutunur. Her evde mutlaka bir şehit vardır. Özellikle yanlış atılan adımları da inançlarına tehdit olarak görür.Bizim toplum değişime açık değildir.Tarihsel duruma baktığınızda hiçbir radikal değişim sakin olmamıştır. 

O yüzden  siyasi bir başarı sağlanması düşünüldüğün de önce toplumun genel yapısını incelemek ve atılacak adımları buna göre atmak gerekir. 

Özellikle de her seferinde “bu bize iyi gelecek” diyerek seçtiklerinin daha berbat çıkması toplumu öğrenilmiş çaresizliğe sürükler. Aslında bizim seçimde yaşadığımızda bu. 

Peki, öğrenilmiş çaresizlik nedir?    

Teorinin oluşturulması ve deneysel çalışmalar 

Kavram, Martin E. P. Seligman’ın 1960’lı yıllarda öğrenme ve korku arasındaki ilişkiyi incelerken Ivan Pavlov’un klasik koşullanma deneyinden yola çıkarak incelenip ortaya konmaya başlamıştır. 

Martin Seligman’ın deneyleri ve öğrenilmiş çaresizlik teorisi, 1967 yılında Pennsylvania Üniversitesi‘nde depresyona olan ilgisi ile birlikte ve bunun bir alt kolu olarak incelenmeye başladı. Seligman ve meslektaşları, köpeklerle birlikte başladıkları deneylerde, ilk fazda hoş olmayan bir durumdan kaçma seçeneği verilmeyen köpeklerin, çaresizliğe şartlandıklarını, deneyin ikinci fazında hoş olmayan bir durumdan kaçma seçeneği verildiğinde de bu fırsatları kullanmadıklarını gördüler. Deneyler, kediler, fareler ve balıklar ile sürdürülerek benzer sonuçlar elde edildi. İnsanların bilişsel yeteneklerinin ve olayları yorumlama yeteneklerinin farklı olmaları nedeniyle hayvanlarla aynı koşullandırmalara tabi olmayabilecekleri nedeniyle benzer bir çalışma da insan deneklerle gerçekleştirildi. İlk olarak Japon asıllı Amerikalı bilim insanı Donald Hiroto insanlarda da benzer koşullar altında deneyler yaptı ve yine benzer sonuçlara ulaşarak insanlarda öğrenilmiş çaresizlik olgusunu kanıtladı.  

Kişinin öğrenilmiş çaresizlik yaşamasının başlıca nedenleri arasında şahsi tecrübeleri vardır. Bu deneyimler, istismar ve şiddet gibi tekrarlanarak kişinin gururunu zedeleyebilecek yoğun stres içeren durumlardan oluşur. Kişi, eğer bu stresli durumların içerisinde bulunmaya devam ederse derin bir anksiyete ile karşı karşıya kalabilir.  

Öğrenilmiş çaresizliğin mutlak bir nedeni yoktur. Bu yüzden kişilerin psikolojik yapıları ve yaşanılan olaylar öğrenilmiş çaresizliğin zeminini oluşturur. Öğrenilmiş çaresizliğin oluşmasında etkili olan durumları şu şekilde sıralamak mümkündür: 

● Sürekli olarak hakaret ve aşağılanmaya maruz kalmak. 

● İnsanlara güvenmemeye başlamak. 

● Stresin hâkim olduğu bir çevrede bulunmak. 

● Travma ve depresyon gibi potansiyel psikolojik sorunlara sahip olmak. 

Deprem gibi yıkıcı etkileri olan doğal afetler ile mücadele etmek kişinin çaresiz hissetmesine neden olabilir. Hatta bu tip travmatik durumlar kişinin rüyalarına da taşınabilir. Rüyada deprem olduğunu görmek ve sallanmak bu kişilerde çaresizliğin doğurduğu anksiyetik bir etkidir. Bu bağlamda ülkemizde yaşanan son depremler de afet bölgesinde bulunan vatandaşların öğrenilmiş çaresizlik içerisinde kalmasına neden olmuştur.  

Öğrenilmiş çaresizliğin nedenleri nelerdir? 

  • Sürekli aşağılanmaya maruz kalınması 
  • İnsanlara olan güven kaybı 
  • Olumsuz çevre koşulları 
  • Travma, depresyon gibi psikolojik sorunlarının olması 
  • Stresli ev ya da iş ortamı 


Özetle: Başarısızlık sendromu ve öğrenilmiş çaresizlik sendromu, kişinin sonuca ulaşamaması durumunda sonucu değiştirmeyeceğine karşı oluşan ruh halidir. 

Kazanılmış başarısızlık sendromu veya öğrenilmiş çaresizlik sendromu, kişinin göstermiş olduğu tepkilerin sonuca ulaşmaması durumunda, sonucu değiştiremeyeceğine karşı oluşan inanç ile gelen bir ruh hali durumudur. Kişi eğer çok sayıda başarısızlık yaşadıysa; tekrar denese de, nasıl olsa olayların kontrolünün kendisinde olmadığını, başarıya ulaşamayacağını düşünerek adım atmaz. 

İnsan hayatında çaresiz kalınan durumlar olması doğaldır. Belli konularda çözüm üretmek güçtür ya da kişi çaresiz kalabilir. Ancak öğrenilmiş çaresizlikte; gerçekten çaresiz olmadığımız halde çaresiz olduğumuzu zannederek, çözmek için bir şey yapmayarak başarısızlığı baştan kabul ederiz. 

Peki, sizce yıllardır yok sayılan (iktidarın yardımlarıyla şuan da varlıklarını sürdürüyorlar ) yoksullar ile yönetenlerin yardımıyla zenginliğine zenginlik katanların, artık TC nüfus cüzdanı taşıyan göçmenlerin kendilerince düzenlerini bozma arzuları olabilir mi? 

Ve yine kendilerince sürekli seçtiklerinde yanıldığını düşünen halk, bu ruh haliyle cenneti vaat etseniz bile değişime hazır mı? 

O yüzden toplumun ruh halini iyice analiz etmeden halkı suçlama yerine, “biz onları nerede anlamadık, neyi gözden kaçırdık”, diye tekrar düşünmek lazım? 

Ayrıca toplumu öğrenilmiş çaresizliklere sürükleyen nedenler oldukça bariz ortada değil mi?  

Elbette toplumlar değişir ve değişecek ancak hiçbir değişim, yenilik, doğuş sancısız olmaz. Türk toplumu da biz göremesek de gelecek nesillerin gayretiyle hak ettiği yaşama, yönetime kavuşacak.  

Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın, akıl ve beden sağlığınızı korumaya çalışın! 

315 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Gerçek Adana Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.