Hoşgeldiniz  

Artık biii kendinize gelin!

Seray Sayar Levent | 17 Nisan 2026 | Alt Manşet, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Manşet, Son Dakika, Sürmanşet, Tüm Manşetler, Yerel Haberler


Seray Sayar Levent
seray.levent@gmail.com


Ata’mızın çocuklarımıza armağan ettiği günün arifesindeyken son zamanlar da yaşanan okullardaki toplu katliamlar hem eğitimci hem de bir anne olarak sizi endişelendirdiği gibi beni de çok fazla endişelendiriyor. Çocuk demek; eğlence, oyun, neşe demek değil miydi? Çocuğun eline kalem, oyuncak, şeker yakışmaz mı? Bu silahlarda nereden çıktı?

Nefret dili, şiddet neden bu derece doğal olmaya başladı?

Neden ana-babalar evlatlarını gönül gözüyle görmek yerine, sanki hiç yoklarmış gibi davranıyorlar? Bu memleket sanki refahı görmüşte, şimdi yoksulluğu kaldıramıyormuş gibi neden bunalımlardan kurtulamıyorlar da evlatlarının varlığı hep yükmüş gibi ağır geliyor?

Onlar değil miydi? Çocuk yapmak için dualar eden, çocuğu olduğu vakit yedi düvele müjdeyi veren…Ne sanıyordunuz, oynayıp, zıplatacağınız, kendi kendine büyücek  ,eğlenceniz olacak varlık mı dünyaya getirdiğinizi düşünüyordunuz? Hayvanlar bile yavrularını ayakları üzerine basıp kendi ihtiyaçlarını karşılayana kadar sahip çıkarken, doğada en geç olgunlaşan, en uzun sürede büyümesini  gerçekleştiren, insan yavrusuna nasıl sahip çıkmazsınız?

Yıllardır dilimizde tüy bitti, yazdık-çizdik, anlattık, çocuğu nasıl yetiştirmeniz gerektiğini çocuklarınızı tanımanız gerektiğini, zira olabilecek ihtimallerin biz farkındayken, sizler bir türlü fark etmediniz.

Şu teknolojik aletleri kullanmayı sınırlamalısınız dedik, olmadı…

Çocuğunuzun özellikle ergenlik döneminde davranışlarını takip edin dedik, olmadı….

Ve geldiğimiz son…

Uzun zamandır sürekli çocuk şiddeti, zorbalığı, nihayetinde katliamları izleyip kendi kendimizi paraladık…

Ancak ne başımızdakiler ne de aileler sesimizi bir türlü duymadı…duymuyor…

Çocuk yetiştirmek emek ister, sabır ister, hoşgörü, güven ister ve dünyaya getirdiğiniz çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun, sizin için çocuktur…

Sayın aileler sırf rahatınız için bizi duymamaya devam ediyorsunuz ki bu çok üzücü, şurada çocuk bayramının güzelliğini, özelliğini anlatmak, bu coşkuyu paylaşmak varken, ben çocukların yaptığı akıl almaz durumu izah etmeye çalışıyorum. Siz okullara güvenlik yığsanız ne çıkar, eğitim önce aileden başlar ve artık yetkililerin aile eğitimi ve takibiyle ilgili bir şeyler yapma zamanı geldi de geçiyor bile…

Okullarda cep telefonu, kıyafet serbest, psikolojik sorunu olan çocukları tedavi, eğitim amaçlı bir programla birlikte yetkin eğitim uzmanları yok,  sınıfta kalma yok, çocuk bir şekilde liseye kadar gelip asıl gerçekle karşılaştığında şok yaşamaya devam ediyor. Veliler bilinçsiz, öğretmenler çaresiz….

Peki, hiç olmazsa bundan sonra ne yapmalıyız ve çocuğumuzda farklı gelişen davranışları nasıl anlarız?  

 Çocuklar neden bu noktaya gelebiliyor?

Bu tür vakalarda genelde birkaç faktör birlikte oluyor: Duygusal ihmal / yalnızlık, zorbalık (akran baskısı), kontrolsüz öfke, şiddetin normalleştiği içeriklere maruz kalma, evde ya da çevrede silaha erişim kolaylığı.

Yani tek bir sebep yok; birikmiş bir tablo var.

 Ne yapılmalı?

Bu sadece “güvenlik” meselesi değil: Okullarda rehberlik sisteminin güçlenmesi, çocukların duygusal takibi, ruhsal sorunu ya da davranış bozukluğu, algısal gelişim geriliği olan çocuklara gerçekten eğitim-öğretim programının düzenlenmesi. Zira her ne kadar formlar olmuş olsa da ve öğretmenin farklı eğitim vermesi gerektiği kanunen bildirilse de uygulanmadığını çok iyi bilenlerdenim.

Peki, aile nelere dikkat etmeli?

Çocuğun davranış değişikliklerini fark etmek; içe kapanma, ani öfke, yalnızlaşma gibi sinyalleri, bilgisayar oyunlarına yoğunlaşması, sizinle iletişimi kapatması, günlük hayata dâhil olmaması, verdiğiniz sorumlulukları ve hatta kendi kişisel bakımlarını zorla ya da hiç yerine girmemesi, yeme bozuklukları, aşırı harcamalara yönelmesi, sosyal aktivitelere  dâhil olmaması gibi gibi davranış değişiklikleri, sorunun sinyallerini çok rahat verir.

Ancak hep duyduğum ve ailenin kendini kandırdığı söylem şöyledir “biz hep dediğini yaptık, sessiz içine kapanık, zaten bütün gün odasından çıkmaz hep oyun oynar, kimseye bir kötülüğü yok. Hem hocam biliyor musun, derslerinde çok başarılı, notları yüksek, derece bile yapıyor, okulda da bir sorun olsa öğretmen söylerdi. Şimdi siz,  bunun tam tersini bize söylüyorusunuz” Yıllardır bu lafları duydum, ben söyledim, onlar reddetti…

Sayın ana-babalar, öncelikle hayat başarısı ders notlarıyla olmaz. Akademik başarı sadece hedeflediği ya da sizin hedeflediğiniz (zira bu çocukların tek derdi, notum iyi olsun anam babam bana söz verdiği şeyi yapsın) yere onun ulaşmasına yardımcı olur. Asıl başarı sosyal-duygusal gelişimi tamamlamış, hümanist düşüncelere sahip evlatlar yetiştirilerek gerçekleşir.

Eğer, akademik başarı kişiyi hayata hazırlamış olsaydı, onca doktor, mühendis, polis gibi toplumun kabul gördüğü mesleklerde kendi canına kıyan ya da eşini, çocuğunu döven öldüren olmazdı.

Eğer, akademik başarı ve bunun sonucunda çok para kazanmak hayat başarısı olsaydı, onca zengin ya da ünlü insan canına kıymaz, etrafına zarar vermezdi.

Ayrıca, silaha erişimin daha sıkı denetlenmediği, şiddetin “normal” gibi sunulduğu bir toplumda bu yaşadıklarımız ne ilk ne son olacaktır.

Son söz: Dedim ya 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hakkında güzel güzel yazmak isterken suça sürüklenmiş çocukları yazmak, anlamlandırmak gerçekten çok üzücü.

Ancak… Artık… Çocuklarınızı bir fanusun içinde, her isteklerini yerine getirerek, toplum normlarını bir kenara bırakarak büyütmekten vazgeçin! Artık biii kendinize gelin! Toplumsal eğitim önce aileden başlar ailenin dağıldığı, dağıttığı nesiller toplumu uçuruma sürükler.

Bütün bu olumsuz gelişmelere rağmen TBMM’nin açılışı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mız Kutlu Olsun!

Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın, akıl ve beden sağlığınızı korumaya çalışın! 

154 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Gerçek Adana Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.