Hoşgeldiniz  

USTA ARANIYOR…

Seray Sayar Levent | 25 Eylül 2026 | Alt Manşet, Dünya, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Manşet, Son Dakika, Sürmanşet, Tüm Manşetler, Yerel Haberler


Seray Sayar Levent
seray.levent@gmail.com

Yazdan beri apartman tadilatı, boyası cilası, okulun içinde ufak tefek tadilat tamirat derken…Ustalarla hiç olmadığım kadar haşir neşir olmak zorunda kaldım…Evet, biliyorum ekonomi, siyaset diplerde, eğitim zaten almış başını gitmiş,98’lerden sonra doğup anne-baba olanların bebeleri zaten ebeveynleri gibi ayrı bir dünya, çocuklarımızın güvenli alanları yok denecek az, artık okullar bile güvensiz, her canlıya  yapılan kötülükler ortada, neden tutuklandığını dahi bilmeyen, belki de sadece küçük cezalarla uyarılacakken, içerde topluma en verimli olacakları çağlarda hapsedilen bu vatanın evlatlar ve artık korkumuzdan düşüncelerimize bile sansür uyguladığımız bir ortam….Peki, bunların üzerine yazsam ne oluyor ki sadece kendi kendimizi sinirlendirip hasta etmekten başka bir faydası oldu mu? Olmadı… Biz başımıza gelenleri fark etmeyip, önlem alamadığımız sürece de olmayacak…Allah’ın bize bahşettiği aklı, zekâya çevirip onu kullanmadığımız sürece olmayacak…Ammaaa usta önemli…    Eskiden usta aranırdı. Şimdi usta bulunması için dua ediliyor.Tadilat taşeronunu arıyorsun:— “Ustam, hazirandan beri bitmeyen tadilatı sonlandırmak için ne zaman geleceksin?”— “Gelirim abla.”“Ne zaman?”— “Müsait olunca.”Müsait olunca? Ne zaman o? Yarın mı, haftaya mı, öbür yıl mı?Artık ustaların takviminde “müsaitlik” diye ayrı bir mevsim var.Klimacı arıyorsun.— “Usta, klimaların bakımı geldi.”— “Gelirim.”Sevinçle telefonu kapatıyorsun. İnsan sanıyor ki usta birazdan kapıda.Yok!Usta artık Schrödinger’in ustası. Hem gelecek, hem gelmeyecek.Kapıyı açıp bekliyorsun… Gelen yok. Arıyorsun:— “Ustam neredesin?”— “Abla bugün çok iş çıktı.”Ertesi gün:— “Ustam?”— “Bugün de sıkışık.”Üçüncü gün: Telefon çalıyor ama açılmıyor.Dördüncü gün: Usta seni arıyor:— “Abla klima ne oldu?”Ne oldu mu? Usta, klima kendi kendine temizlendi!Bir de gelip işi yarım bırakanlar var. Benim pencim ve apartmanın tamir taşeronu gibiUsta geliyor, bir şeyleri söküyor, iki vida takıyor, sonra: “Ben yarın devam ederim.”O “yarın” var ya… Bazı ustaların hayatında takvim yaprağı değil, efsanevi bir kavram. Bekliyorsun.Bir hafta geçiyor. On gün geçiyor.Sonra ustayı arıyorsun:— “Ustam, iş kaldı.”— “Hee… Doğru. Geleceğim.” İnsan bir süre sonra ustayı değil, kayıp ilanını aramak istiyor.Bir de yapılan işi küçümseyenler var. “Bunun işi ne ki?” “Beş dakikalık iş.” “Bunun için mi çağırdınız?”E güzel kardeşim…Beş dakikalık işse neden beş gündür gelmiyorsun? Madem çok basit, gel yap. Ama yok. İş küçük.Para küçük. Ustanın gönlü büyük! Adamın kafasında şöyle bir ekonomi var: Az para = Az emek = Hiç gelmemek.En ilginci de şu: İşi yapmadan önce: “Abla merak etme, ben hallederim.”İşi aldıktan sonra: “Abla şimdi başka iş çıktı.”Parayı konuşurken: “Abla sen yabancı değilsin.”İşi teslim etmeye gelince: “Kimse kimseye yabancı değil ama ben sana ulaşamıyorum.”Eskiden usta denince akla; eli iş tutan, sözünün eri, işini bilen, “Ben bunu yaptım, arkasındayım” diyen insan gelirdi.Şimdi bazen ustanın en önemli becerisi: Telefonu açmamak.İkinci becerisi: “Geliyorum” deyip gelmemek.Üçüncü becerisi de: Yarım bıraktığı işi hatırlamamak.Ama burada sadece ustalara kızıp geçmek de kolay. Çünkü mesele biraz daha büyük.Bir toplumda “işimi düzgün yapayım, verdiğim sözün arkasında durayım” duygusu zayıfladığında, bunun faturası herkese çıkar.Usta müşterisine kızar. Müşteri ustaya kızar.Herkes birbirinden şikâyet eder.Sonra da en sonunda insan, bozulan musluğuna bakıp: “Acaba bunu kendim mi öğrensem?” diye düşünmeye başlar.Yakında YouTube’dan tesisatçılık, elektrikçilik, klimacılık öğrenip kendi evimizin ustası olacağız.Bir tek çıraklığımız eksik kalacak. Belki de artık ilanlara şöyle yazmak gerekiyor:USTA ARANIYORTelefonu açacak.“Geliyorum” dediyse gelecek.Başladığı işi bitirecek.Yaptığı işin arkasında duracak.Müşterinin işini küçümsemeyecek.“Az para kazanırım” diye işi bırakmayacak.Ve en önemlisi…Gerçekten usta olacak.Maaş değil, ücret konuşulur.İşin zorluğu konuşulur.Pazarlık yapılır.Ama söz verildi mi?O sözün de bir bedeli, bir itibarı olmalı.Çünkü insanın evindeki musluk üç günde bozulabilir.Klima bir anda arızalanabilir.Elektrik kesilebilir.Ama güven bir kere bozuldu mu, tamiri en zor şey odur.Ve galiba bugünlerde en zor bulunan usta da… İşini bilen değil, sözünü bilen usta.                                                                                                                                     Son Söz: Aslında öyle bir toplum haline geldik ki ustalığın dışında birey olarak hepimiz ahlaki değerlerimizi, toplum etiklerimizi, insan olmanın getirdiği bütün manevi duyguları yitirmiş durumdayız.Evet, artık zanaatkâr bulmak oldukça zor zira arkalarından yetişen kimse kalmadı. Ben de endüstri meslek elektronik bölümü çıkışlıyım. Bölümümü hiç sevmediğim için bu mesleği yapmadım ancak bizleri öyle canavar gibi yetiştirmişlerdi ki üniversiteyi okumayan arkadaşlarım çok güzel yerlerde kendi mesleklerini yapmışlardı. Çünkü meslek liselerine giden çocuklar sınavla bile isteye meslek öğrenmek için oradaydılar. Ya şimdi…Saçma sapan bölümlere adı üniversite diye evlatlarınızı bence okutmak yerine, iyi bir zanaatkâr yetiştirmek, şu zamanda en doğru karar. Artık ben bile kendimi sorguluyorum “acaba zamanında elektrik-elektronik üzerine dükkân açıp hiç okumasa mıydım?”Zaten böyle giderse hepimiz, bir gün ya boyacı ya duvar ustası olup çıkacağız anlayacağınız “bir gün her fani usta olmayı tadacak!”Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın, akıl ve beden sağlığınızı korumaya çalışın!

9 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Gerçek Adana Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.