Hoşgeldiniz  

DERDİNE YAN EY HALKIM!

SÜLEYMAN YALÇIN | 22 Ekim 2026 | Alt Manşet, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Manşet, Son Dakika, Sürmanşet, Tüm Manşetler, Yerel Haberler


SÜLEYMAN YALÇIN
gercekadana01@gmail.com

Öyle ya, yapacağın ne kaldı?

Oyunu verdin. Şimdi de seni rahat yaşatacak bir hükûmet seçtiğini düşünüyorsun!

Öyle mi peki?

Şimdi konuya hızlı bir giriş yapalım. Bu halkın çektiği zulüm ve talan, lafı dolandırmadan konuşmamızı gerektiriyor. Ancak önce, ibreti alem olsun diye birkaç sözle başlayalım. Bakalım anlatmak istediklerimiz yerine ulaşacak mı?

Adam boşuna mı söylemiş şu güzel sözü:

“Demirin tuncuna, insanın puştuna kaldık!”

Gerisini de hemen yapıştıralım. Can Yücel’e atfedilen şu söz de meseleyi anlatmaya yetiyor:

“Bana niye bu kadar küfür ediyorsun, diyorlar. Ulan, bu kadar O.Ç. varken nasıl küfür etmeyeyim?”

Çok genişletmeyelim mevzuyu. Sadece Adana üzerinden tartışalım. Siyasetten ne kadar uzak durmaya çalışsak da dönüp dolaşıp yine siyaset gelip bizi buluyor!

Aldığımız nefeste bile siyasetin bir etkisi var. Siz bakmayın, yandaşlarının omuzlara alıp “Türkiye seninle gurur duyuyor!” diye bağırmalarına.

Peki, bütün bu sözlerin, bu öfkenin sebebi ne?

Sıkı durun, anlatmaya başlayalım!

YÜREĞİR’DEN BAŞLAYALIM!

Önce Yüreğir Belediye Meclisi üyelerinden başlayalım. İlk işareti komisyon seçimlerinde verdiler. Neydi o mesele? İddialara göre 11 meclis üyesi, AKP’li bir meclis üyesine oy verdi.

Yahu, AKP’yi bu kadar seviyorsanız gidip orada siyaset yapsaydınız! İnsan ister istemez soruyor: Bu siyasi tercihin hesabını seçmene nasıl vereceksiniz?

Bitti mi?

Biter mi hiç!

Yüreğir’de yaşananlar, siyasi ilkeler ve seçmen iradesi açısından ciddi soruları beraberinde getiriyor. İnsan düşünmeden edemiyor: Söz konusu siyasi çıkarlar olduğunda, dün karşı karşıya gelenler bugün aynı noktada buluşabiliyorsa, bunun adı ne olmalıdır?

Yeter ki çıkarlar örtüşsün, yeter ki hesaplar tutsun!

Kurtuluş Savaşı’nın ruhunu, bu ülkenin hangi bedeller ödenerek kurulduğunu unutanlara hatırlatmak isterim: Bu ülke, kişisel çıkarlar uğruna değil, bağımsızlık ve onur uğruna mücadele eden insanların eseridir.

O ÜÇÜNCÜ TUR YOK MU, O ÜÇÜNCÜ TUR!

Yüreğir Belediye Başkan Vekilliği seçimindeki üçüncü tur tartışmaları da hafızalardaki yerini koruyor.

İnsan ister istemez soruyor: Acaba oy hesapları önceden mi yapıldı? Bazı meclis üyelerinin oyları hangi siyasi hesabın parçasıydı?

Bunlar cevap bekleyen sorular.

Seçim sürecinde yaşananlar, yalnızca siyasi partilerin meselesi değildir. Yüreğir halkının iradesi, belediyenin yönetimi ve kamu hizmetlerinin geleceği söz konusudur.

Şimdi mahkeme kararları ve hukuki süreçler üzerinden Yüreğir’in geleceği tartışılıyor. Ancak asıl mesele şudur: Siyasi hesapların bedelini neden vatandaş ödesin?

Yüreğir’de yaşayan insanların, belediyeden hizmet bekleyenlerin, geçim derdiyle boğuşanların bu tartışmaların neresinde olduğunu hiç düşünen var mı?

YÜREĞİR YETMEDİ, ŞİMDİ DE ÇUKUROVA!

Tamam, dedik ki bütün bunları bir kenara bırakalım, tek derdimiz Yüreğir olsun. Fakat bir baktık ki Çukurova gündeme oturmuş!

Birilerine göre yaşananların tamamı siyasi!

Hadi oradan!

Ülkenin dört bir yanında yaşananları değerlendirirken hukuku, adaleti ve kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını sorgulamak zorundayız. Hiçbir belediye, hiçbir siyasi parti ve hiçbir makam eleştiriden muaf değildir.

Peki, Sarıçam’da her şey yolunda mı? Oradaki belediyecilik anlayışı da aynı titizlikle sorgulanıyor mu? Denetim mekanizmaları bütün belediyelere eşit biçimde uygulanıyor mu?

Eğer bir ülkede denetimin nasıl işlediği konusunda bile insanların aklında soru işaretleri oluşuyorsa, burada ciddi bir güven sorunu var demektir.

Hukuk, kişiye ve partiye göre değişmez. Değişmemelidir!

BİR ADIM GERİYE GİDELİM!

Emrah Kozay Seyhan, Oya Tekin ise Çukurova belediye başkan adaylığı için gündeme gelmişti. Siyasi süreçte adayların yerlerinin değişmesi de kamuoyunda tartışılmıştı.

Burhanettin Bulut’un bu süreçteki rolü ve aday belirleme mekanizmasının nasıl işlediği de ayrıca sorgulanması gereken konular arasındadır.

Peki, bugün ne yaşıyoruz?

Çukurova Belediyesi’ne yönelik operasyon ve gözaltılar kamuoyunun gündeminde. Yaşanan adli süreçler, belediyecilik anlayışını ve siyasi sorumluluğu yeniden tartışmaya açıyor.

Ancak burada önemli bir ayrım var: Hakkında soruşturma yürütülen kişilerle ilgili suçluluk hükmünü mahkemeler verir. Hukuk devleti bunu gerektirir.

Öte yandan, kamuoyunun da sormaya hakkı var: Adaylar belirlenirken hangi ölçütler esas alındı? Liyakat mi, siyasi yakınlık mı, yoksa başka hesaplar mı?

Bu sorulara açık ve ikna edici cevaplar verilmedikçe tartışmalar bitmeyecektir.

SİYASET, KİŞİSEL RANT KAPISI DEĞİLDİR!

Bütün bu yaşananlar, siyaset kurumunun geldiği noktayı sorgulamamız gerektiğini gösteriyor.

Siyaset makamı; kişisel çıkar sağlamak, yakınlarını korumak veya kamu kaynaklarını kendi çevresine aktarmak için kullanılacak bir makam değildir.

Siyaset, halka hizmet etme sorumluluğudur.

Belediyeler, siyasi kadroların kişisel hesaplaşma alanı değil, vatandaşın vergileriyle hizmet üreten kamu kurumlarıdır. Belediye başkanlığı da meclis üyeliği de bir ayrıcalık değil, halka karşı üstlenilmiş bir görevdir.

Bu görevleri üstlenenler, attıkları her adımın hesabını halka verebilmelidir.

Şimdi biri çıkıp bana, “Çok iyi niyetlisin!” diyebilir.

Belki de öyleyim.

Ama ben hâlâ siyasetin dürüstlükle yapılabileceğine, kamu görevlerinin kişisel çıkarlardan arındırılabileceğine ve halkın hakkını savunmanın mümkün olduğuna inanmak istiyorum.

Çünkü mesele yalnızca Yüreğir değildir.

Mesele yalnızca Çukurova değildir.

Mesele, bu ülkenin insanının alın teri, hakkı, hukuku ve geleceğidir.

Ve son sözüm şu:Derdine yan ey halkım! Çünkü siyaset, halka hizmet etmekten uzaklaştığında, bunun bedelini en ağır şekilde yine halk öder

110 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Gerçek Adana Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.